9 Kasım 2012 Cuma

Evde sirke, turşu ve ekmek yaptım...


Yaklaşık 1 aydır sağlıklı bir hayata adım atmış bulunuyoruz. Olabildiğince doğal ürünler tüketmeye çalışıyoruz. İlk olarak sirke yapmakla başladım. İnternette Gülben Ergen'in programında yapmış olduğu sirkenin tarifine göre hazırladım. Gerçi orada himalaya tuzu kullanıyorlardı ama evde olmadığı için pazardan kaya tuzu aldım. Yaklaşık 1 ajda bardağı kadar doğal sirke ekledim. Bir de programdaki bey doğal sirkenin şeffaf değil bulanık olduğunu söyleyerek doğalını anlamama yardımcı oldu. Ben sirkeyi pek sevmem ama armut sirkesinin herkes tarafından çok beğinildiğini bahsedince ben de armutun sirkesini yaptım. İkinci kavanoza yeteri kadar armut kalmayınca elma takviyesi yaptım. 2 ay kadar karanlık ve sıcak bir yer olan buzdolabımın yanında kapağı yarı kapalı şekilde bekleyince sirkemin hazır olmasını umut ediyorum.

from instagram.com/Rengarenk_s
Sonra sıra geldi turşuya... Yine aynı programda turşu da yaptılar. Sertlik derecesine göre sert olanları en alta gelecek şekilde yerleştiriyoruz. Bir parça zencefili de aroma vermesi için ekledim. Yaklaşık 1 litre suya 1,5 yemek kaşığı himalaya tuzu (ben de olmadığı için kaya tuzu) ve 1 ajda bardak kadar doğal sirke ekledim. En üste de yarım limonu dilimleyip dizdim ve kapağını sıkıca kapatıp bunu da evin en soğuk yeri olan balkona yolladım.

Veee sıra geldi ekşi maya yapımına, tarifi CafeFernando'dan... Tarif de Karahan marka un kullanılmış ama ben onu bulamadığım için Migros'tan CityFarm markalı organik un aldım. İkinci paketi de yanlışlıkla beyaz un almışım aslında tam buğday unu olması gerekiyordu.

1.gün tarife uygun şekilde unumu ve içme suyumu tahta kaşıkla cam bir kapta karıştırıp, temiz bez ile örtüp tezgahta beklemeye aldım.

 Her sabah tarifdeki ölçülere bağlı kalarak mayamı tazeledim.


 8. günde mayam bu hale geldi, beni utandırmadı sağolsun. Yaklaşık 1 kg organik unu harcamış oldum.


 Ekmeği de yine CafeFernando'nun tarifine göre yapmayı çok isterdim ama nerdeyse 12 saat evde olmam gerekiyordu. İşten eve gelince hem mayamın hazır olması hem de gece boyunca uyumayıp yarım saatte bir hamur yoğurmam gerektiği için tabii ki bu sefer tarife uyamadım. Yine de gece 04:00 de kalkıp bir kez yoğurdum :)

Sabah da kalkar kalkmaz döküm tenceremi ısıtıp hamurumu içine yerleştirip fırına verdim. Tadına bakamadan ocağı kapatıp işe gittim. 1-2 saat sonra evde izinli olan eşimi arayıp nasıl olduğunu sordum. Kendisi çok beğendiğini bundan sonra hep benim yapmamı söyledi. Akşam da eve gider gitmez hemen tadına baktım ama tabii ki çok yoğuramadığım için içi göz göz olmamış, biraz sıkı bir ekmekt olmuştu ama tadı gayet güzeldi.

Bundan sonra tekrar yapar mıyım? Pek sanmıyorum... Evde olsam yapardım ama zaman bana zaten yetmiyor, bir de ekmek için 12 saat ayıramayacağım. Yapanlara helal olsun :) Afiyet olsun...





 




8 Kasım 2012 Perşembe

Çalışkan Arılar.... Vızzzzz....

Geçen sene aldığım bu oyuncağı oynamak için yeterince büyümemiş olduğunu farkedince dolabın arkasına kaldırmıştım. Geçen dolabın arkasından başka birşey ararken bu oyuncak da ortalığa çıkar çıkmaz Asaf hemen atladı oyuncağa...
Arı kovanına önce yaprakları saplayarak sıkıcı ama el-göz koordinasyonu açısından çok faydalı bir aşamadan sonra arıları üstüne döküyoruz. Oynayanlar sıra ile yaprakları dikkatle çekip arıları düşürmemeye çalışıyor. Amaç en az arıyı düşürmek...
Ancak Asaf en çok arıyı düşürünce çok mutlu olduğu için biz şimdilik en çok arı düşüren kazanıyormuş gibi oynuyoruz...

7 Kasım 2012 Çarşamba

Kurban Bayramında Ağva...

 Kurban Bayramında Şile'de oturan amcamlara gitmeden önce hiç gitmediğim Ağva'ya biz de bir gidelim dedik. Hava çok güzeldi. Eşim gider gitmez ilk işi suyun sıcaklığına baktı. Yanında mayosunu getirseydi hiç tereddütsüz denize girecekti... Sahilde herkes paçaları sıvamış ılık sularda keyif yapıyordu.

 Peşpeşe gelen gezi motorları, balıkçı tekneleri yolcularını güzel havada gezdirip nasipleniyorlar...

 Bu da fotoğraf denemesi yaparken çektiğim bir foto, çok hoşuma gittiği için onu da ekledim. :)

 Çocuk parkını gören Asaf kırık dökük de olsa parkta oynamaktan çok memnundu...

Her turistik bölgede olduğu gibi burada da Eminönü'ndeki Şark Han'dan alınma çin malı aksesuarlar var.


Ağva'ya gidipte balık yemeden olmaz... Tek alkolsüz mekan olan Şengül Çiftliği Restoranında balıklarımızı yedikten sonra Asaf da biraz hamak keyfi yaptı.

 Su gören oğlum hemen içine bir taş atma sevdasına tutuluyor. Önce tırım tırım taş aradı sonra koşarak dereye taşına atarak huzura erdi...

 Bahçede çocukların ilgisini çekecek bilumum hayvan var. Sanırım adına yaraşır çiftlik havası vermeye çalışmışlar...

 Tel kafes içindeki 5-6 tane bembeyaz tavşanlardan biri...

Bahçedeki nar ağacı da kırmızı rengiyle çocukları cezbederken...
 



6 Kasım 2012 Salı

Çiçek Topları...


Banyom için dekoratif bir şeyler ararken bu resimdeki cam aksusarlara aşık oldum. Gidip gelip baktım, sonunda aldım ve başım göğe erdi :) Bu sefer de içine ne koysam diye düşünüp durdum... Pembe renkli sabun yapmayı bile denedim. 2 deneme sonucunda başarılı olamayınca vazgeçtim... Sonra evde daha önceden aldığım güller aklıma geldi ama nasıl yerleştirirsem güzel durur diye epeyce bi kafa yordum. Başka kafa yoracak işim yok ya  :)

Daha önceden Asaf için aldığım aktivite malzemeleri aklıma geldi. Minik köpük toplar... Çiçeklerin tellerini yan keski ile koparıp bu toplara sapladım... Veeee sonuçtan ben çok memnun kaldım... İsterseniz tek renk isterseniz benimkisi gibi bir kaç renk çiçek kullanabilirsiniz.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Kendi Fotoğraf Makinasını Kendi Yaptı

Bu aralar elimizden fotoğraf makinası düşmeyince oğlum da ne görüyorsa onu yapıyor. Elindekini tamamen kendi kendine yapmış görünce çok hoşumuza gitti. Elindeki beyaz demir; süs tabağımı ayakta tutan destek, siyah olan plastikler ise ufo'nun kablosu sallanmasın diye gövdesine tutturmaya yarayan bir parça...

Yüzündeki karalar ise; kurşun kalemle benim tüm post-it lerimi karaladıktan sonra elini sürüp onu da yüzüne sürünce oluşan ergenlik bıyıkları :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...